Anıl Katkat

Bir Gün Anlayacağım… (Anneler Günü)

Bir Gün Anlayacağım… (Anneler Günü)

Anneler Günü insanlığın sahip olduğu “anne” ve “annelik” kavramlarının değer ve yüceliğinin tebliğine bir araç olsa da insanın bunu idrakı için çok daha geniş bir zaman dilimine ihtiyacı var. Buna halk arasında “bir gün gelecek anlayacaksın” ya da “ana/baba olunca anlarsın” da deniyor.

İnsanı fıtri zeminde ele alıp incelediğimizde cinsiyetler arasındaki farklar çabucak göze çarpıyor. Bunların başında da anne ve babalık arasındaki manevi farklılıklar geliyor. Bir evlada sahip olmanın, bir insan yavrusu büyütmenin kişilerin zihninde, bedeninde ve yüreğinde ortaya çıkardığı gözle görülür değişimleri cinsiyet ekseninde ele aldığımızda da bu gerçeklerle karşılaşırız. Öte yandan çocuğun doğuştan gelen ilgi ve ihtiyaçlarının ilk ve temel adresinin “anne” oluşunu, tüm bunlara geniş bir pencereden objektif bir biçimde bakmayı öğrendiğimizde hemen kavrarız.

(Tabi bunları babalık kurumunu hafife almak maksadıyla söylediğim sonucuna varmayınız.. O konuya da 21 Haziran Pazar günü değiniriz)

Birçoğumuz gibi ben de çocukluk ve gençlik yıllarımın önemli bir bölümünü o sihirli cümleyi (“Baba olunca anlarsın”) işiterek geçirdim. Uslu bir çocuk olmadım. Şahitlerim de çoktur. Hala da öyle sayılmam. Hatta o yıllarda bunu anne/babamın bizim alevli tartışmalarımızdaki haklılıklarını desteklemek için kullandıkları bir done/bir söz olarak görürdüm. Ne yalan söyleyeyim ciddiye almazdım. Birçoğumuz gibi…

Sonra evlendim.

Elbette yaş almanın ve hayatın doğal akışında kazanılan deneyimlerin de bunda önemli payı vardır, büyüdüğümü ilk kez hissettim. Büyümek, sanırım biyolojik olgulardan ziyade “sorumluluk” duygusu ile doğrudan orantılı bir durum. Ne kadar sorumluluk alırsan, o kadar büyüyorsun. Ne kadar erken sorumluluk alırsan, o kadar erken büyüyorsun. Ben evlenince büyüdüm. Büyüdükçe de küçüldüm. Her erkek gibi…

Evlenince büyüdüm fakat hala “anlamadım”! Oysa büyüyünce anlayacaktım. Anlamadığım her halimden belliydi. Hala o alevli tartışmaların cahil ve bencil tarafıydım. Belli ki yeterince büyümemiştim. Katetmem gereken çok yol vardı.

Sonra kızım dünyaya geldi.

Defne’m.. Annem, babam bana hep “ilk göz ağrım” derdi. Bunu da bir türlü anlamazdım. Somut olarak tanımını bilirdim elbette ama duygusunu kavrayamazdım. Fakat hayatımın bundan sonraki kısmında asla unutamayacağım bir an olan 6 Şubat 2019 saat 18:55’te o zamanki ismiyle Sakarya Konak Hastanesi’nin Doğumhane bölümünde “ilk göz ağrısı”nın ne demek olduğunu bir çift çekik göze baktığımda anladım.

O gün eşimin çektiği acılara, o sancılı sürece bizzat şahit olmuş bir insan olarak çektiği tüm bu acılar karşısında duyduğu mutluluğu ve gururu gördüğümde, bir anne için “yavrusunun” ne demek olduğunu ilk kez fark ettim.

Ve o günden sonra aldığım her nefeste, uykusuz kaldığım her gece, tüm kaygı ve kuşkularımda annemi ve babamı anladığımı hissediyorum.

Çok değil daha 10 yıl öncesine kadar bana dair kaygılarını “acaba beni sevmiyorlar mı?” diye yorumlayan ben, bunun mümkün olamayacağını kızımın gözlerine her baktığımda yeniden anlıyor ve hissediyorum.

En alevli tartışmalarımızda “mutlu olmamı istemiyorlar” diye düşünen ben, bunun bir insanın içine düşebileceği en büyük yanılgı olduğunu kızımın her gülümseyişinde yeniden fark ediyorum.

Hakkımda duydukları kaygıları, hasta olduğumdaki sitemlerini abartılı bulan ve çoğu zaman küçümseyen ben, o günkü beni, geceleri uyandığımda kızımın nefes alışverişlerini her kontrol edişimde bir kez daha haksız buluyorum.

Üzerime titremelerinin beni nasıl da boğduğunu, nasıl da bunalttığını hatırlıyor ve bugün kızımın bu Dünya’dan alabileceği her bir zerreye olan müdahale çabamda bunun ne kadar insani bir davranış olduğunu yeniden öğreniyorum.

Tüm bunlar işin tabii babalık kısmı.. Bir de bütün bu olup bitenlere eşimin penceresinden ve onun hissettiklerine ve yaşadıklarına şahit olarak bakıyorum, işte o zaman annemi bu kez gerçekten anlamaya başladığımı hissediyorum.

Bazen haberlerde ya da filmlerde karşılaştığım gerçek ya da kurgusal karakterler olan annelere “bu nasıl bir anne?” diye kolaylıkla sitem edebilirken, artık anneliğin yalnızca biyolojik bir süreçle ilgili olamayacağını ve “gerçek” annelerin anneliğinin sorgulanamaz ve yargılanamaz olduğunu kavrıyorum.
….

Kızım büyüyor,
Ben de büyüyorum..
Öğreniyorum,
Hatırlıyorum,
Fark ediyorum,
Hissediyorum…

Ve artık şunu biliyorum ki bu fark ediş, bu yol alış, bu öğreniş ve bu hissediş asla bitmeyecek…


Başta canım annem ve annemin kıymetini gerçekten anlamamı sağlayan muhteşem hediyeyi bana veren eşim Kübra ve hayatım boyunca bana ve kardeşime anne şefkati gösteren Gülay halam olmak üzere tüm annelerimizin anneler gününü kutluyorum.

Sevgilerimle…

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2015'den beri...