Anıl Katkat

Stefan Zweig – Satranç (2.Bölüm)

02.04.2020
60
Stefan Zweig – Satranç (2.Bölüm)

Stefan Zweig‘ın ölümünden önce verdiği son eser olan SATRANÇ hakkında verdiğim bilgi ve özetler ile, kişisel duygu ve düşüncelerimi paylaştığım bu yazımın ilk bölümüne BURADAN ulaşabilirsiniz. 2. Bölüme geçmeden önce ilk bölümü okumanızı öneriyorum.

Geminin güvertesinde onu Czentovic‘le bir oyun oynamaya daha ikna etmek için yakalayan karakterimizle, Dr. B. arasında uzun bir sohbet başlar. Dr. B. verdiği bu tepkinin sebebini, satrancın hayatındaki yerini, yaşam hikayesi çerçevesinde karakterimize anlatır. Bunu anlattıktan sonra da Czentovic’le son bir oyun oynayacağına dair söz verir.

Dr. B. Hitler‘in Avrupa’nın sosyo-kültürel yapısını yerle bir ettiği dönemde Viyana’da İmparatorluk ailesinin bireylerine ait hesapları yöneten ve idare eden bir avukat bürosunun sahibidir. Bürodaki faaliyetleri Hitler ajanları tarafından öğrenildiğinde Gestapo tarafından sorgulanmak üzere tutuklanır. Nazi otoritesinin o yıllarda kurduğu toplama kamplarını ve yaptığı işkence faaliyetlerini biliyoruz. Fakat Gestapo o dönemde bazı insanlar için seçtiği farklı bir yolu seçer Dr. B.nin sorgusunda. O yol: psikolojik işkence yöntemidir. Dr. B. tutuklanmasının ardından bir otele yerleştirilir. Dış dünya ile bağlantısı tamamen kesilir. Küçücük bir odası, odasında küçük ve demir parmaklıklı bir penceresi, yatağı vardır. Bundan başka hiçbir şeyi yoktur. Hiçbir şeyi…

Bu hiçliğe vurgu yapıyorum çünkü tıpkı benim gibi Stefan Zweig da, aynı zaman da Dr. B. de bu hiçliğe özellikle vurgu yapıyorlar. Dış Dünya’dan tamamen soyutlanmış ve kendi kendine terkedilen bir insan ve hiçliğin onun üzerinde oluşturduğu o korkunç etkiyi kullanarak ondan bilgi edinmeyi amaçlayan bir teşkilat. Dr. B. günlerce, haftalarca, aylarca bu hiçlik içinde yaşar. Arada sırada sorguya alınır ve sorguda bir şey söylememek için kendini zorlar. Bununla yaşar. Bu koşullarda delirmemek neredeyse imkansızdır. Ve kitap da hiçliğin bir insanı delirmenin eşiğine nasıl getirebileceğini çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Yine bir sorgu günü gelir ve sorguya alınacağı odaya götürülürken, kendisini sorgulayacak olan subaylar henüz gelmemiştir. Oracıkta 2 saat bekler. Bu bekleme sürecinde onu içinde bulunduğu bu korkunç durumdan kurtaracağını sonradan anlayacağı bir gelişme yaşanır. Dr. B. beklediği alanda subaylardan birine ait bir ceket ve bu ceketin cebinde de bir kabarıklık olduğu fark eder. Bunun bir kitap olduğunu anlar ve yanındaki kişiye çaktırmadan o kitabı çalar. Bu kitap onun hiçliğe karşı savunma sistemi olacaktır. Hiçliğe karşı mağlup olmayışındaki ana etken olacaktır. Odasına gelip kitabı gördüğünde çok büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Çünkü bu bir roman, öykü ya da tarih kitabı değil; bir satranç kitabıdır. 150 satranç ustasının hamlelerinden oluşan bu kitap artık onun hiçliğe karşı tek kozudur. Başlarda kitabın içindeki bilgilere hiçbir anlam veremez. Çünkü satrancı ve satranç bileşenlerini bilmemektedir. Ama zaman geçer, her gün, her an incelediği bu kitap sayesinde satrancın formülü çözer, kendisine çarşaftan 64 kare, yemesi için getirilen ekmekten ise satranç taşları yapar. O küçücük oda içinde kitapta öğrendiği ustaların oyun hamlelerini çerçevesinde kendi kendisiyle satranç oynamaya başlar. Günlerce, aylarca ve sık sık satranç oynar. Zihinsel dengesini kaybetmemesi ve hiçliğe karşı mağlup olmaması için bunu yapmak zorundadır. Uğraş edinebileceği tek şey budur. Aylar sonra o kadar çok satranç oynamıştır ki, artık tüm hamleleri zihinden yapabilir, aynı şekilde zihninin içinde kendisine rakip hamleler yapabilir hale gelmiştir. Kitapta bulunan 150 ustanın hamlelerini o kadar çok oynamıştır ki, bunca tekrardan sonra satranç oynamanın da bu hiçliğe karşı dayanamadığını, etkisinin yittiğini görür. Artık satranç da onu kurtaramaz ve bir gün zihinsel anlamda kendini kaybeder.

Gözlerini bir hastane odasında açar ve kendisiyle aylardır yabancı olduğu bir tavırla, insancıl bir şekilde konuşan bir ses duyar. Bu durumu çok yadırgar. Çünkü ruhuna aylardır derin bir hiçliğin, sınırsız bir katılığın yaratmış olduğu etki hakimdir. O hastanede kendisine bakan bir doktorun gösterdiği samimi özveri sayesinde içinde bulunduğu psikolojik buhrandan önemli ölçüde kurtulur.

DEĞERLENDİRME

Stefan Zweig ölmeden önce verdiği bu son eserinde, onu ölüme götüren ruh halini muhteşem bir şekilde işlemiş. Ve bunu harikulade bir formülle başarmış. Satranç’ta karşımıza çıkan kurgusal Dünya Satranç Şampiyonu Czentovic’le Hitler Dönemi zulmünü, Dr. B. karakteriyle bu zulme maruz kalan milyonları, Satranç tahtasıyla ise 2.Dünya Savaşını / savaş kavramını formülize / sembolize etmiştir, hem de harika bir şekilde. Hitler politikalarının Avrupa insanında yarattığı umutsuzluğu, karamsarlığı Dr. B. ile, umudu-mücadeleyi ve kavgayı işkence altındaki Dr. B. nin orada yaşadıklarıyla ve o eline geçen küçücük bir kitapla canlandıran Zweig, aynı zamanda kendisini ölüme götürecek bu karamsarlığın etkisinden hiçbir zaman çıkamamış olacak ki, kitabın sonunda Dr. B. ana karakterimize verdiği söz üzerine Czentociv’le oynadığı o son oyunu son anda Czentovic’in psikolojik baskıları sebebiyle kaybeder. Son oyunu kazanan Nazi dönemi zulmüne, onun gaddarlığına ve katılığına kitabımızda hayat veren Czentovic olur.

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

2015'den beri...